HMK m. 297, hükmün Türk Milleti Adına verileceğini ve hüküm fıkrasını içereceğini belirtir. Bir mahkemenin, bozma sonrası verdiği direnme kararında, sadece bozma ilamına ve önceki kararına atıf yaparak 'önceki hüküm gibi karar verilmesine' şeklinde hüküm kurması, bu maddeye uygun mudur?
Hayır, kesinlikle uygun değildir. Bu tür bir hüküm, HMK m. 297'nin aradığı unsurları taşımadığı için hukuken geçersizdir ve 'yok hükmünde' sayılabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/3180 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bozma kararıyla birlikte ilk hüküm ortadan kalkar. Mahkemenin, artık hukuken var olmayan bir hükme atıf yaparak yeni bir hüküm kurması mümkün değildir. Direnme kararı da dahil olmak üzere, mahkemenin her nihai kararı, kendi içinde bütünlüğü olan, taraflara yüklenen borçları ve tanınan hakları açıkça gösteren, infaza elverişli, bağımsız bir hüküm fıkrası içermek zorundadır. Sadece eski karara atıfla yetinilmesi, kararın denetlenmesini imkansız kıldığı ve hukuki belirlilik ilkesini ihlal ettiği için mutlak bir bozma sebebidir. Mahkeme, dirense bile, önceki kararının sonuç bölümünü yeni kararına aynen yazmalıdır.