HMK m. 297/1-e, hükümde 'hükme esas alınan ve reddedilen delillerin...' gösterilmesini zorunlu kılar. Mahkemenin, soruşturma aşamasında ifadesi alınmış bir tanığı, duruşmada dinlemeden ve neden dinlemediğini veya beyanlarını neden dikkate almadığını tartışmadan mahkumiyet kararı vermesi usule uygun mudur? (Yargıtay 4. CD, 2014/7962 E.)
Hayır, usule uygun değildir. Bu durum, hem 'eksik kovuşturma' hem de 'yetersiz gerekçe' ile hüküm kurulması anlamına gelir ve HMK m. 297 (CMK m. 230 ile paralellik gösterir) ve adil yargılanma hakkının ihlalidir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2014/7962 E. sayılı kararında bu durum bir bozma nedeni sayılmıştır. Mahkeme, hükmünü duruşmaya getirilip doğrudan soru sorma imkanıyla dinlediği delillere dayandırmalıdır (delillerin doğrudan doğruyalığı ilkesi). Soruşturma aşamasındaki bir tanık beyanı, duruşmada o tanık dinlenmeden veya hukuki bir gerekçeyle dinlenmesinden vazgeçilmeden tek başına mahkumiyete esas alınamaz. Eğer mahkeme, soruşturma beyanını hükme esas almayacaksa bile, HMK m. 297/1-e gereği, bu delili neden 'reddettiğini' veya dikkate almadığını gerekçesinde tartışmalıdır. Bu yapılmadan, sadece diğer delillere dayanılarak hüküm kurulması, savunma hakkını kısıtlayan ve kararı denetimsiz bırakan bir eksikliktir.