Bir tüzel kişinin (örneğin bir banka veya kamu kurumu) ceza davasına katılabilmesi için aranan 'suçtan doğrudan zarar görme' şartı, dolaylı ekonomik zararları veya itibar kaybını kapsar mı?
Hayır, kapsamaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarında (ör: 2016/470 E. ve 2019/592 K. sayılı kararlar) ve Daire kararlarında (ör: Yargıtay 5. CD, 2014/8487 E.) 'suçtan zarar görme' kavramı dar yorumlanmaktadır. Davaya katılma hakkı için, suçun işlenmesiyle tüzel kişinin hak veya malvarlığında 'doğrudan doğruya' bir azalma veya ihlal meydana gelmelidir. 'Tazminat ödenmesi (ihtimali), itibar zedelenmesi ve güven kaybı' gibi zararlar, 'dolaylı veya muhtemel zararlar' olarak kabul edilir ve bunlar davaya katılma hakkı vermez. Örneğin, bir kamu görevlisinin rüşvet alması nedeniyle kurumun itibarının zedelenmesi veya bir banka yöneticisinin zimmet suçu nedeniyle bankanın dolaylı olarak ticari kayba uğraması, bu kurumların o ceza davasına 'suçtan zarar gören' sıfatıyla katılmaları için yeterli değildir. Bu tür zararların tazmini için hukuk mahkemelerinde dava açılması gerekir.