HMK m. 261/5, tanığın sözlerinin tutanağa yazılarak önünde okunmasını ve altının kendisine imza ettirilmesini zorunlu kılar. Bir davada, tanığın beyanları katip tarafından tutanağa geçirilmiş ancak duruşmanın uzaması nedeniyle tanığa okunmadan ve imzası alınmadan duruşma sonlandırılmıştır. Bu durumun hukuki sonuçları nelerdir ve bu eksikliğin sonraki bir celsede giderilmesi mümkün müdür?
HMK m. 261/5'in amacı, tanığın beyanlarının doğru bir şekilde zapta geçirilmesini sağlamak ve beyanı bir delil olarak belgelemektir. Tanığın beyanının kendisine okunması, olası yanlış anlaşılmaların veya katip hatalarının düzeltilmesine olanak tanır. İmza ise, tanığın bu beyanın kendisine ait olduğunu ve tutanağın içeriğini onayladığını gösterir. Bu kurala uyulmaması, beyanın delil değerini zayıflatır ve hatta geçersizliğine yol açabilir. Yargılama usulüne ilişkin bu eksiklik, adil yargılanma hakkının bir unsuru olan delillerin usulüne uygun toplanması ilkesini ihlal eder. Ancak bu eksikliğin giderilmesi mümkündür. Mahkeme, sonraki bir celsede tanığı yeniden davet ederek, önceki celsede zapta geçirilen beyanları kendisine okuyabilir ve varsa itirazlarını veya düzeltmelerini de tutanağa ekleyerek imzasını alabilir. Eğer tanık, tutanağın beyanlarını doğru yansıtmadığını iddia ederse, bu durum da zapta geçirilir ve mahkeme, beyanın güvenilirliğini diğer delillerle birlikte takdir eder. Bu eksiklik giderilmeden hüküm kurulursa, karşı taraf için önemli bir temyiz sebebi teşkil edebilir.