Bir sanığın, vasi olarak atandığı kısıtlıya ait paraları zimmetine geçirmesi eylemi, TCK m. 155 (güveni kötüye kullanma) kapsamında mı, yoksa TCK m. 247 (zimmet) kapsamında mı değerlendirilmelidir? Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2013/6625 E. sayılı kararında görevli mahkeme olarak neresi işaret edilmiştir ve bunun sebebi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #258523

Bu eylem, TCK m. 247'de düzenlenen zimmet suçu kapsamında değerlendirilmelidir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2013/6625 E. sayılı kararında bu husus netleştirilmiştir. Vasi, mahkeme kararıyla atanan ve kısıtlının malvarlığını yönetmekle görevlendirilen kişidir. Bu görevi, Medeni Kanun'dan kaynaklanan bir 'kamusal faaliyet' niteliğindedir. Dolayısıyla, TCK m. 6/1-c anlamında 'kamu görevlisi' sayılır. Kamu görevlisi olan vasinin, görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan parayı mal edinmesi eylemi, özel norm niteliğindeki zimmet suçunu oluşturur. Güveni kötüye kullanma suçu ise daha genel bir hükümdür. Bu nedenle, mahkemenin eylemi güveni kötüye kullanma olarak niteleyip asliye ceza mahkemesinde yargılama yapması hatalıdır. Zimmet suçu, TCK m. 247'de öngörülen ceza miktarı nedeniyle ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmektedir. Yargıtay, bu sebeple asliye ceza mahkemesinin 'görevsizlik kararı' vererek dosyayı ağır ceza mahkemesine göndermesi gerektiğini belirtmiştir.