5237 sayılı TCK'da, 765 sayılı TCK'dan farklı olarak, 'memur' yerine 'kamu görevlisi' tanımının getirilmesi ve bu tanımın 'görülen işin bir kamusal faaliyet olması' ölçütüne dayandırılmasının, ceza sorumluluğunun kapsamı üzerindeki en önemli etkisi nedir? Madde gerekçesinden hareketle örnekleyerek açıklayınız.
Bu değişikliğin en önemli etkisi, ceza sorumluluğunu kişinin statüsünden (memur, sözleşmeli, geçici işçi vb.) ayırıp, yürüttüğü 'faaliyetin niteliğine' bağlamasıdır. 765 sayılı TCK'daki 'memur' tanımı daha dar ve statüye dayalıydı, bu da birçok tartışmaya ve uygulama sorununa yol açıyordu. Yeni 'kamu görevlisi' tanımı ise çok daha geniştir. TCK m. 6 gerekçesinde bu durum net bir şekilde açıklanmıştır. Buna göre, kişinin maaş alıp almaması, bu işi sürekli, süreli veya geçici olarak yapması önemini yitirmiştir. Tek ölçüt, gördüğü işin bir 'kamusal faaliyet' olmasıdır. Gerekçede verilen örnekler bu etkiyi net bir şekilde gösterir: - Avukat ve noter, mesleklerini icra ederken kamusal faaliyet yürüttükleri için kamu görevlisidir. - Bilirkişilik, tercümanlık ve tanıklık yapan kişiler, bu faaliyetleri kapsamında geçici olarak kamu görevlisi sayılır. - Askerlik görevini yapan er ve erbaşlar dahi, örneğin bir tutukluyu naklederken kamu görevlisidir. Bu geniş tanım, rüşvet, zimmet, görevi kötüye kullanma, göreve direniş gibi 'özgü suçların' faili olabilecek kişi kapsamını önemli ölçüde genişletmiş ve kamusal faaliyetin dürüstlüğünü daha etkin bir şekilde korumayı amaçlamıştır.