Bir iş davasında davalı tanığı, mahkemece kendisine yöneltilen matbu ve soyut sorulara 'evet/hayır' şeklinde kısa cevaplar vererek dinlenmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2013/11774 E., 2015/9101 K. sayılı kararı, bu tür bir ifade alma yöntemini HMK m. 261 açısından nasıl değerlendirmiştir? Bu usulün, iş yargılamasının amacı ve maddi gerçeğe ulaşma ilkesi üzerindeki etkilerini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #25851

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2013/11774 E., 2015/9101 K. sayılı kararında, tanığın matbu ve soru-cevap şeklinde dinlenmesi usulü HMK m. 261'e aykırı bulunmuştur. HMK m. 261/2, 'Tanık, bildiğini sözlü olarak açıklar ve sözü kesilmeden dinlenir' hükmünü amirdir. Bu hüküm, tanığın olaya ilişkin bildiklerini bir bütünlük içinde, kendi anlatım tarzıyla ve kronolojisiyle aktarmasını amaçlar. Matbu ve sadece 'evet/hayır' cevaplarına imkan tanıyan soru-cevap yöntemi, tanığın serbestçe beyanda bulunmasını engeller, anlatımının bütünlüğünü bozar ve beyanın samimiyetini zedeler. Yargıtay kararında da vurgulandığı gibi, bu yöntem ne usule ne de iş yargılamasının amacına uygundur. Maddi gerçeğe ulaşma ilkesi, tanığın olay hakkındaki tüm bilgisinin eksiksiz ve yönlendirme olmadan alınmasını gerektirir. Soru-cevap yöntemi, hakimin veya tarafların ön yargılarına göre şekillenebilir ve tanığın anlatmak isteyebileceği ancak sorulmayan önemli detayların gözden kaçmasına neden olabilir. Bu nedenle, mahkeme tanığı yeniden dinlemeli, önce sözünü kesmeden bildiklerini anlatmasına izin vermeli, ardından HMK m. 261/3 uyarınca ifadesindeki belirsiz veya eksik hususları açıklığa kavuşturmak amacıyla ek sorular sormalıdır. Bu usule uyulmaması, Yargıtay tarafından bir bozma nedeni olarak kabul edilmektedir.