HMK m. 297/2 hükmüne aykırı olarak, bir mahkeme kararının hüküm fıkrasında, asıl dava ile birleştirilen dava dosyası hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmaması, nasıl bir usuli sorun teşkil eder?
Bu durum, hükmün açıklığı ve infaz edilebilirliği ilkesine aykırılık teşkil eden önemli bir usuli sorundur. Davaların birleştirilmesi (HMK m. 166), yargılamanın birlikte yürütülmesini sağlasa da, birleştirilen her dava müstakil varlığını korur. HMK m. 297/2, hüküm fıkrasında 'taleplerden her biri hakkında' ayrı ayrı, açık ve tereddüde yer vermeyecek şekilde karar verilmesini emreder. Mahkemenin, asıl dava ve birleşen davayı tek bir dava gibi kabul edip, tüm talepleri birleştirerek tek bir hüküm kurması bu kuralı ihlal eder. Bu durum, hangi davada hangi talebin kabul veya reddedildiği, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin hangi dava üzerinden hesaplandığı gibi konularda belirsizlik ve infazda güçlük yaratır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2017/3662 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu usuli hata tek başına kararın bozulması için yeterli bir sebeptir.