Kısa süreli hapis cezasından çevrilen adli para cezasının ödenmemesi halinde infazı kısıtlayacak şekilde 'hapse çevrileceğinin ihtar edilmesi'nin, 5275 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikler sonrası hukuka aykırı olduğu söylenebilir mi? Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2014/7962 E. sayılı kararının bu konudaki yaklaşımını, YCGK'nın 2018/404 K. sayılı kararıyla karşılaştırınız.
Bu konuda Yargıtay Daireleri ile Ceza Genel Kurulu arasında farklı yaklaşımlar olmuştur. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2014/7962 E. sayılı kararında, kısa süreli hapis cezasından çevrilen adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğine dair ihtarın 'infazı kısıtlar biçimde' olduğu ve 5275 sayılı Kanun'daki (özellikle 2014'teki 6545 sayılı Kanun değişikliği sonrası) yeni infaz rejimi (önce kamuya yararlı işte çalıştırma) gözetildiğinde hukuka aykırı olduğu belirtilerek bozma nedeni yapılmıştır. Bu görüşe göre, infaz usulünü belirlemek Cumhuriyet Savcılığının görevidir ve mahkemenin doğrudan hapse çevirme ihtarı yapması hatalıdır. Ancak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun daha sonraki tarihli 2018/404 K. sayılı kararı bu tartışmayı sonlandırmıştır. YCGK, 5275 S.K. m. 106'daki yeni infaz usulünün dahi temelinde 'hapse çevirme' mekanizmasının yattığını, kamuya yararlı işte çalıştırma tedbirinin bu çevrilen hapis cezası üzerinden uygulandığını belirterek, mahkemenin TCK m. 52/4 uyarınca 'hapse çevrileceği' ihtarını yapmasının hukuka aykırı olmadığına karar vermiştir. Dolayısıyla, güncel ve bağlayıcı içtihat, bu ihtarın yapılmasının hukuka uygun olduğu yönündedir.