HMK m. 261/2, tanığın yazılı notlar kullanamayacağını, ancak tarih ve rakamları tespit etmek gibi istisnai durumlarda hakimin izniyle yazılarına bakabileceğini düzenlemektedir. Bir alacak davasında tanık, borcun kaynağı olan ticari ilişkiye dair tüm detayları, tarihleri ve meblağları içeren kişisel ajandasını kullanarak ifade vermek istemektedir. Hakimin bu talebe nasıl yaklaşması gerekir? Bu durumun, tanığın sözü kesilmeden dinlenmesi ilkesiyle ilişkisini ve hakimin HMK m. 261/2'deki takdir yetkisinin sınırlarını açıklayınız.
HMK m. 261/2 uyarınca temel kural, tanığın bildiğini sözlü olarak, hafızasına dayanarak anlatması ve bu sırada yazılı notlar kullanmamasıdır. Bu kuralın amacı, tanığın önceden hazırlanmış, yönlendirilmiş veya ezberlenmiş bir metni okumasını engelleyerek, samimi ve anlık beyanını almaktır. Ancak fıkranın ikinci cümlesi, bu kurala bir istisna getirmiştir. Tanık, özellikle 'tarihleri ve rakamları tespit etmek' veya 'bazı hususları açıklamak ya da hatırlayabilmek' için yazılarına bakmak zorunda olduğunu hakime bildirirse, hakim bu talebi değerlendirir. Somut olayda, tanığın tüm ifadeyi ajandasından okumak istemesi, kanunun ruhuna aykırıdır ve tanıklığın sözlü olma özelliğini ortadan kaldırır. Ancak hakim, tanığın sözlü beyanını aldıktan sonra, beyanında geçen belirli tarihler, fatura numaraları veya meblağlar gibi spesifik verileri teyit etmesi veya hatırlaması amacıyla ajandasına bakmasına izin verebilir. Bu izin, ifadenin tamamının okunması şeklinde olmamalıdır. Hakimin takdir yetkisi, tanıklığın doğallığını bozmayacak ve sadece hafızayı tazelemeye yönelik olacak şekilde sınırlıdır. Hakim, tanığın sözünü bitirmesini bekledikten sonra bu izni verebilir (HMK m. 261/3). Aksi takdirde, tanığın sözü kesilmeden dinlenmesi ilkesi de ihlal edilmiş olur. Hakim, tanığın ajandasına toptan bakma talebini reddedebilir veya belirleyeceği sonraki bir duruşmada, notlarına baktıktan sonra yeniden dinlenmesine karar verebilir.