HMK m. 298/2, 'Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz' der. Bu kuralın mutlak bir kural olmasının altında yatan temel yargısal ilkeler nelerdir? Yargıtay'ın bu çelişkiyi tek başına ve re'sen bozma nedeni saymasının (ör: Yargıtay 8. HD, 2018/12480 E.) kamu düzeniyle ilgisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #258491

Bu kuralın mutlak olmasının altında yatan temel ilkeler şunlardır: 1) Hukuki Güvenlik ve Belirlilik: Taraflar, tefhim anında öğrendikleri karara göre hukuki pozisyonlarını alırlar. Bu kararın sonradan değiştirilmesi, kazanılmış hakları ve hukuki güvenliği zedeler. 2) Aleniyet (Anayasa m. 141): Yargılamanın ve kararların aleni olması ilkesi, tefhim edilen kararın esas olduğunu kabul etmeyi gerektirir. 3) Hakimin Davadan El Çekmesi (Functus Officio): Hakim, kısa kararı tefhim etmekle o davadan elini çeker ve kararını sonradan değiştiremez. Yargıtay'ın bu çelişkiyi re'sen bozma nedeni sayması, kamu düzeniyle doğrudan ilgilidir. Çünkü mahkeme kararlarının tutarlı, güvenilir ve öngörülebilir olması, yargı sisteminin kendisine ve dolayısıyla kamu düzenine olan güvenin temelini oluşturur. Gerekçesiyle çelişen bir hüküm, keyfilik algısı yaratarak yargıya olan kamu güvenini sarsar. Bu nedenle, bu kuralın ihlali, tarafların temyiz sebebi yapıp yapmadığına bakılmaksızın denetlenir.