5237 sayılı TCK'nın 52. maddesi kapsamında, kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçu (TCK 228/1) için hükmedilen adli para cezasının belirlenmesinde Yargıtay'ın genel yaklaşımını açıklayınız. Özellikle, hapis cezası yanında adli para cezasının doğrudan ve gün üzerinden belirlenmesi gereken usulü örneklendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #258487

TCK Madde 228/1'e göre 'Kumar oynanması için yer ve imkân sağlayan kişi, bir yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.' Bu suç, hapis cezası ile birlikte adli para cezasını da seçenek yaptırım olarak öngörür. **Yargıtay'ın Genel Yaklaşımı:** Yargıtay, bu tür suçlarda adli para cezasının belirlenmesinde TCK 52'deki usule uyulmasını sıkı bir şekilde denetler. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2016/5767 Esas, 2016/8150 K. sayılı kararında bu husus açıkça belirtilmiştir: - **Gün Üzerinden Belirleme Zorunluluğu:** 5237 sayılı TCK'nın 52/1 ve 2. fıkraları gereğince, adli para cezasının öncelikle 'gün' üzerinden tespit edilmesi gerekir. Yani hakim, önce takdir ettiği gün sayısını (örneğin 25 gün) belirlemeli, ardından bu gün sayısını kişinin ekonomik durumuna göre belirlediği bir gün karşılığı miktar ile (örneğin 20 TL) çarparak toplam adli para cezasını hesaplamalıdır. - **Doğrudan Para Cezası Belirleme Hatası:** Yargıtay, hapis cezası yanında hükmedilmesi gereken adli para cezasının, doğrudan bir Türk Lirası miktarı olarak (örneğin 450 TL) belirlenmesini hukuka aykırı bulmuştur. Bunun yerine, cezanın kanunda öngörülen adli para cezasına esas alınan gün üzerinden artırım veya indirim yapıldıktan sonra belirlenen sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı tayin olunan miktarın çarpılması sonucu cezanın belirlenmesi gerekmektedir. **Örnek:** Kararda, sanık hakkında 25 gün hapis ve 450 TL adli para cezası yerine, 25 gün hapis ve 5 gün adli para cezasına hükmedilmesi, bu 5 günün 52/2'ye göre günlüğü 20 TL'den 80 TL adli para cezasına çevrilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, kumar suçunda adli para cezasının belirlenmesinde kanuni usulün titizlikle uygulanması gerektiğini ve infazda tereddüt yaratacak her türlü uygulamanın bozma nedeni olduğunu göstermektedir.