CMK Madde 237/2'de belirtilen kanun yolu muhakemesinde davaya katılma yasağının temel amacı nedir? Özellikle, bu yasağın 'yargılamanın kesinliği' ve 'usul ekonomisi' ilkeleriyle ilişkisini açıklayınız.
CMK Madde 237/2'de yer alan 'Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz' hükmü, kamu davasına katılma hakkının yalnızca ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresiyle sınırlı olduğunu gösteren temel bir kuraldır. **Temel Amacı:** Bu yasağın temel amacı, yargılama süreçlerinin belirli bir aşamada nihayete ermesini sağlamak ve üst mahkemelerin (bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay) iş yükünü etkin bir şekilde yönetmektir. **İlişkisi:** - **Yargılamanın Kesinliği:** İlk derece mahkemesinde hüküm verildikten sonra, davanın belirli bir aşaması tamamlanmış ve hukuki bir kesinliğe ulaşma süreci başlamıştır. Kanun yolu aşamalarında yeni katılma taleplerine izin vermek, yargılamanın bu kesinliğini zedeler ve süreci belirsizleştirebilir. Üst mahkemeler, kural olarak, ilk derece mahkemesince değerlendirilmiş olan deliller ve talepler üzerinden bir denetim yapar, yeni taleplerle süreci genişletmez. - **Usul Ekonomisi:** Kanun yolu mahkemeleri, ilk derece mahkemelerinin kararlarını hukuki denetimle gözden geçirmekle görevlidir. Her aşamada yeni katılma taleplerine izin verilmesi, üst mahkemelerin iş yükünü artırır, yargılama sürelerini uzatır ve usul ekonomisi ilkesine aykırı düşer. CMK 237/2, kanun yolu muhakemesinin bir 'denetim' işlevi olduğunu ve 'esastan yargılama' yetkisinin öncelikle ilk derece mahkemesinde bulunduğunu vurgular. Ancak, bu kuralın Anayasa'nın 36. ve 40. maddeleri ile AİHS'nin 6. maddesindeki hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı çerçevesinde, ilk derece mahkemesinde usulî bir eksiklik (talep reddi veya karara bağlanmaması) olması durumunda istisnaları bulunmaktadır. Bu istisnalar, katı usul kurallarının hak kayıplarına yol açmasını engellemeyi ve hakkaniyeti sağlamayı amaçlar (Yargıtay Ceza Genel Kurulu - 2020/38 E., 2020/516 K.).