HMK Madde 297/2'de yer alan 'hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin...' ifadesinin gerekçeli kararların yazımındaki amacı nedir? Bu kurala aykırı davranılmasının 'gerekçe ile hüküm arasında çelişki' yaratma ve 'infazda tereddüt' oluşturma bağlamındaki sonuçlarını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #258456

HMK Madde 297/2'de belirtilen kural, hükmün yazımında biçimsel bir disiplini ve içeriksel bir netliği hedefler. **Amacı:** Bu ifadenin temel amacı, hüküm fıkrasının (kararın sonuca ilişkin bölümü) açık, öz, kesin ve infaza elverişli olmasını sağlamaktır. Gerekçenin (hükmün dayandığı hukuki ve fiili nedenler) hüküm fıkrasına karıştırılmaması, hükmün kendi başına bir 'emir' veya 'sonuç' olarak anlaşılmasını kolaylaştırır. Aksi takdirde, hüküm fıkrası uzar, karmaşıklaşır ve neyin hüküm neyin gerekçe olduğu belirsizleşir. **Ayıra Davranmanın Sonuçları:** Bu kurala aykırı davranılması, 'gerekçe ile hüküm arasında çelişki' yaratabilir ve 'infazda tereddüt' oluşturabilir. Yargıtay kararları bu durumu sıklıkla bozma nedeni saymaktadır: - **Çelişki:** Gerekçede bir sonucun kabul edilip, hüküm fıkrasında farklı bir sonuca varılması veya gerekçedeki ifadelerin hüküm fıkrasında aynen tekrar edilip farklı bir anlam kazanması çelişki yaratır. Örneğin, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2018/1951 Esas, 2018/7620 Karar sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulması bozma nedeni sayılmıştır. Benzer şekilde, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2016/19348 Esas, 2017/11527 Karar sayılı kararında, gerekçede 6 aylık brüt ücret üzerinden tazminata hükmedildiği belirtilirken, hükümde 8 aylık brüt ücret üzerinden tazminatın hüküm altına alınması çelişki olarak değerlendirilmiştir. - **İnfazda Tereddüt:** Gerekçenin hüküm fıkrasına karışması veya hükmün yeterince net olmaması, kararın icra veya infaz makamları tarafından uygulanmasında belirsizliklere yol açar. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/1297 Esas, 2017/4049 K. sayılı kararında, maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen, manevi tazminatın ise davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesinin, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yarattığı ve denetime elverişli olmadığı belirtilmiştir. Bu durumlar, yargılamanın aleniyeti (Anayasa 141) ve kamu vicdanına uygunluk ilkeleriyle de bağdaşmaz ve kararların saygınlığını zedeler. Hükmün, yargısal denetimin sağlıklı yapılabilmesi için de açık ve çelişkisiz olması esastır.