İYUK Madde 15 ve ilgili Danıştay içtihatları çerçevesinde, idari yargılamada 'süre aşımı' nedeniyle davanın reddedilmesi ilkesinin istisnaları veya hak arama hürriyeti bağlamında nasıl esnetilebildiğini, özellikle Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrasının doğrudan uygulanabilirliği ile açıklayınız.
İYUK Madde 15/1-b bendine göre, süre aşımı halinde davanın reddine karar verilir. İYUK 7. maddesi genel dava açma süresini 60 gün olarak belirlerken, 10. maddesi idari makama başvuru ve zımni ret durumlarını düzenler. Ancak, Danıştay içtihatları, Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası ('Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.') hükmünü doğrudan uygulanır nitelikte kabul ederek, bu ilkenin ihlal edildiği durumlarda süre aşımı müessesesini esnetebilmektedir. **Anayasa'nın 40. Maddesinin Doğrudan Uygulanabilirliği:** Danıştay 13. Daire'nin 2011/103 Esas, 2017/2063 K. sayılı kararı, Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrasının, ayrı bir yasal düzenlemenin varlığını gerektirmeyen, doğrudan uygulanabilir nitelik taşıdığını vurgulamıştır. Bu nedenle, yasama, yürütme ve yargı organlarının, idare makamlarının ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının işlemlerinde, bu işlemlere karşı başvurulacak idari mercileri ve kanun yolları ile sürelerini belirtmesi zorunludur. **Esnetilme Örnekleri:** - **İdarece Bildirim Yükümlülüğünün İhlali:** Eğer idare, işlemlerinde kanun yollarını ve süreleri belirtme zorunluluğuna uymazsa, bu durum davacı lehine yorumlanır. Örneğin, ihale kararına karşı başvurulacak merciler ve sürelerinin bildirilmediği durumda, itirazen şikayet başvurusunun süre yönünden reddine ilişkin işlem hukuka aykırı bulunmuştur (Danıştay 13. Daire - Esas: 2011/103, Karar: 2017/2063). - **Özel Kanunlardaki Süre Uzatımları ve Bilgisizlik:** 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurularda, idarenin başvuru süresini 3 ay uzatma yetkisi olmasına rağmen bu durumun başvurucuya bildirilmemesi halinde, davacının sürenin uzatılmış olabileceğini düşünmesi olası olduğundan, dava açma süresi bu durum göz ardı edilerek hesaplanamaz. Bu durumda, 6+3 aylık sürenin dolması üzerine, bu sürenin zımni ret olarak kabul edilip, bu sürenin bitiminden itibaren 60 gün içinde dava açılabileceği sonucuna varılmıştır (Danıştay 15. Daire - Esas: 2016/10002, Karar: 2017/1353). Bu kararlar, hukuki güvenliği ve hak arama hürriyetini korumak adına usul kurallarının katı yorumlanmasından kaçınılması gerektiğini göstermektedir.