5237 sayılı TCK'nın 52. maddesi kapsamında adli para cezasının belirlenmesinde hakimin takdir yetkisinin sınırları nelerdir? Özellikle hapis cezası alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının üst sınırdan belirlenmesi durumunda Yargıtay'ın yaklaşımını açıklayınız.
TCK Madde 52/1'e göre adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanır. Hakim, gün sayısını belirlerken TCK'nın 61. maddesindeki cezanın bireyselleştirilmesi ölçütlerini (suçun işleniş biçimi, kullanılan araçlar, zaman, yer, konunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlike, failin kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik) esas alır. Bir gün karşılığı adli para cezasının miktarı ise kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak en az yüz ve en fazla beşyüz Türk Lirası olarak takdir edilir (TCK 52/2). **Takdir Yetkisinin Sınırları ve Çelişki Durumu:** Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, kanun koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayin edildiği halde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayin edilmesi gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamaktadır. Ancak, alt sınırdan uzaklaşmanın gerekçelerinin gösterilmesi, bu gerekçelerin yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerekmektedir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas: 2016/18143, Karar: 2017/478). Bu durum, özellikle hapis cezası alt sınırdan belirlenirken, adli para cezasının alt sınırın üzerinde belirlenmesiyle hükümde çelişki oluşturulduğunda bozma nedeni olarak kabul edilmiştir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2021/14061; Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas: 2017/5032, Karar: 2018/98; Yargıtay 15. Ceza Dairesi - Esas: 2017/2087, Karar: 2017/19612). Bazı kararlarda ise, suçun özelliği ve failin ekonomik konumu dikkate alınarak her iki yaptırımın tıpatıp aynı şekilde uygulanamayacağı ve adli para cezasının gün sayısının belirlenmesinde takdir yetkisinin bütünüyle mahkemede olduğu belirtilmiştir (Yargıtay 17. Ceza Dairesi - Esas: 2016/3529, Karar: 2016/5561 - Muhalefet Şerhi).