Türk Ceza Kanunu'nun 6. maddesinde yapılan 'çocuk' tanımının ceza muhakemesi sürecindeki etkilerini ve özellikle 'çocuk' kavramının 'cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar' bölümünde nasıl farklılaştırıldığını açıklayınız.
TCK Madde 6/1-b bendinde 'çocuk' deyiminden henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi anlaşılır. Bu tanım, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi hükümleri göz önünde bulundurularak yapılmıştır. Ceza muhakemesi sürecinde çocuğun durumu, yaş küçüklüğü nedeniyle ceza sorumluluğu ve usul hakları açısından önem taşır. Özellikle 'cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar' bölümünde, kanun koyucu çocuk kavramını 'onbeş yaşını bitirmiş' ve 'onbeş yaşını tamamlamamış' şeklinde iki ayrı dönem olarak ele almıştır. TCK'nın 103/1-a maddesi, onbeş yaşını tamamlamamış çocuklara karşı her türlü cinsel davranışı (rızaları olsa bile) cinsel istismar olarak tanımlarken; aynı maddenin (b) bendinde, onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış olan çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı cinsel davranışların cinsel istismar suçunu oluşturabileceğini kabul etmiştir. Bu, 15 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşını doldurmamış çocukların cinsel rızalarına bir değer atfedildiği anlamına gelir. TCK'nın 104. maddesi ise, cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş çocukla cinsel ilişkide bulunmayı şikâyete bağlı ayrı bir suç olarak düzenlemiştir (Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Esas: 2016/485, Karar: 2017/4650). TCK 82/1-e maddesi, çocuğa karşı kasten öldürme suçunu nitelikli hal olarak düzenler (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas: 2016/4984, Karar: 2018/213; Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas: 2017/822, Karar: 2017/884).