HMK Madde 294 ve 297 hükümleri uyarınca bir mahkeme kararının 'hüküm' niteliği ve kapsamı nasıl olmalıdır? Özellikle 'kısa karar' ile 'gerekçeli karar' arasındaki çelişkinin hukuki sonuçlarını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları ve güncel uygulamalar çerçevesinde değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #258402

HMK Madde 294/1'e göre 'hüküm', yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karardır ve usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur (HMK 294/2). Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur (HMK 294/3). HMK Madde 297/2'ye göre ise, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. **Kısa Karar ile Gerekçeli Karar Arasındaki Çelişki:** HMK 298/2. maddesi açıkça, 'gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz' hükmünü getirmiştir. Yargıtay'ın yerleşik uygulaması ve 10.04.1992 tarihli 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'na göre, tefhim edilen kısa karar ile sonradan yazılan gerekçeli karar arasında çelişki bulunması, tek başına bir bozma nedenidir ve başka hiçbir incelemeye gerek olmaksızın kararın bozulmasını gerektirir (Yargıtay 8. HD - Esas: 2018/12480, Karar: 2018/15773; Yargıtay 2. HD - Esas: 2016/22755, Karar: 2018/9244; Yargıtay 13. HD - Esas: 2018/1951, Karar: 2018/7620). Bu durum, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ve HMK'nın emredici maddelerine aykırılık oluşturur ve kamu düzeniyle ilgilidir. Hakim, kısa kararı tefhim etmekle davadan el çekmiş sayılır ve artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Hükmün infaza elverişli, açık ve anlaşılır olması gerekliliği de bu ilkelerin bir sonucudur (Yargıtay 1. HD - Esas: 2016/11429, Karar: 2018/11365; Yargıtay 1. HD - Esas: 2018/1703, Karar: 2018/9465).