Kamuya yararlı bir derneğin (örn. Kızılay) malına karşı suç işleyen bir dernek görevlisinin eylemi, 5253 sayılı Dernekler Kanunu m. 27/son ve 32/1-f hükümleri birlikte değerlendirildiğinde hangi suçu oluşturur? Bu durumun TCK m. 6'daki kamu görevlisi tanımıyla ilişkisi nedir? (Yargıtay 5. CD, 2016/2485 E.)
Bu görevlinin eylemi, şartları oluşmuşsa TCK'daki 'güveni kötüye kullanma' suçunu oluşturur. Yargıtay 5. CD'nin 2016/2485 E. sayılı kararında bu durum şöyle açıklanmıştır: 5253 sayılı Kanun m. 27/son, 'kamuya yararlı derneklerin mallarına karşı suç işleyenler Devlet malına karşı suç işlemiş gibi cezalandırılır' dese de, bu hüküm failin statüsünü 'kamu görevlisi' yapmaz. Aynı kanunun 32/1-f maddesi ise daha özel bir düzenleme getirerek, dernek malını zimmetine geçiren görevlilerin 'Türk Ceza Kanununun güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin hükümlerine göre' cezalandırılacağını açıkça belirtmiştir. Özel ve daha lehe olan bu hüküm karşısında, bu kişilerin TCK m. 6 anlamında kamu görevlisi sayılarak zimmet gibi özgü suçlardan sorumlu tutulması mümkün değildir. Eylemleri, hizmet ilişkisinden kaynaklanan 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' (TCK m. 155/2) suçunu oluşturacaktır. Bu, özel kanunların TCK'daki genel tanımları (kamu görevlisi gibi) her zaman genişletmediğini, bazen belirli suç tipleri için özel ve farklı sorumluluk rejimleri öngörebileceğini gösterir.