TCK m. 6/1-b'ye göre 'henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi' çocuktur. TCK'nın cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar bölümünde, kanun koyucunun bu genel tanım içinde 'onbeş yaşını tamamlamamış' ve 'onbeş yaşını bitirmiş' şeklinde bir ayrıma gitmesinin hukuki anlam ve sonucu nedir?
Bu ayrımın temel hukuki anlamı, çocuğun cinsel eylemlere ilişkin 'rıza' iradesine farklı hukuki değerler atfedilmesidir. TCK m. 6'daki genel çocuk tanımına rağmen, kanun koyucu cinsel suçlar bağlamında çocuğun gelişim evrelerini dikkate alarak özel bir düzenleme yapmıştır: 1) 'Onbeş yaşını tamamlamamış' (0-15 yaş arası) çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, çocuğun rızası olsa dahi 'cinsel istismar' (TCK m. 103) suçunu oluşturur. Bu yaş grubundaki çocukların cinsel bir eyleme verdikleri rıza, hukuken mutlak olarak geçersiz kabul edilir. 2) 'Onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış' (15-18 yaş arası) çocuklara karşı ise, ancak cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedenle gerçekleştirilen cinsel davranışlar cinsel istismar suçunu oluşturur (TCK m. 103/1-b). Bu yaş grubundaki çocuğun, bu tür etkenler olmaksızın verdiği rıza, eylemi cinsel istismar suçu olmaktan çıkarır (Ancak eylem, şartları varsa TCK m. 104'teki reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturabilir). Bu ayrım, kanun koyucunun belirli bir yaşın üzerindeki çocuğun cinsel özgürlüğüne ve irade açıklamasına sınırlı da olsa hukuki bir sonuç tanıdığını göstermektedir.