HMK m. 294 uyarınca tefhim edilen kısa kararın (hüküm sonucunun) HMK m. 297/2'deki unsurları içermemesi, temyiz süresinin başlamasını engeller. Peki, bu durumun vekalet ücreti açısından bir sonucu var mıdır? Usule uygun tefhim edilmemiş bir karardan sonra verilen vekalet ücretine ilişkin temyiz ret kararı doğru mudur?
Usule uygun olmayan bir kısa kararın tefhimi, temyiz süresini başlatmadığı gibi, bu karara dayanan diğer usuli işlemlerin geçerliliğini de tartışmalı hale getirir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2016/944 E. sayılı kararında, mahkemenin HMK m. 297/2'deki unsurları içermeyen bir kısa kararı tefhim ettiği, bu nedenle temyiz süresinin başlamadığı ve gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yapılan temyizin süresinde olduğu kabul edilmiştir. Bu ilke, vekalet ücreti gibi fer'i talepler için de geçerlidir. Eğer asıl hüküm usulüne uygun tefhim edilmemişse, bu hükme bağlı olan vekalet ücretine ilişkin bölüm için de temyiz süresi başlamamış sayılır. Dolayısıyla, bu durumda bir tarafın vekalet ücretine yönelik temyiz talebinin 'süre aşımı' nedeniyle reddedilmesi hukuka aykırı olacaktır. Temyiz süresi, ancak tüm unsurlarıyla hukuka uygun bir hükmün tefhimi veya tebliği ile başlar.