4483 sayılı Kanun kapsamında verilen 'soruşturma izni verilmemesi' kararına karşı yapılacak başvuru bir 'itiraz' mıdır, yoksa bir 'iptal davası' mıdır? Danıştay 1. Dairesi'nin 2016/335 E. sayılı kararı, idare mahkemesinin bu konudaki görev yanılgısını nasıl düzeltmiştir?
Bu başvuru bir 'itiraz'dır ve idari dava niteliğinde değildir. 4483 sayılı Kanun'un 9. maddesi, yetkili merciin soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararlarına karşı, kararın niteliğine göre Danıştay'ın ilgili dairesine veya bölge idare mahkemesine 'itiraz' edilebileceğini düzenler. Bu itiraz yolu, bir idari dava olan iptal davasından farklı, özel bir denetim yoludur. Danıştay 1. Dairesi'nin 2016/335 E. sayılı kararında, şikayetçinin bu tür bir kararın iptali istemiyle idare mahkemesine 'iptal davası' açtığı, idare mahkemesinin ise 'bu işleme karşı Danıştay Birinci Dairesi nezdinde itirazın mümkün olduğu' gerekçesiyle görev yönünden ret kararı vererek dosyayı doğrudan Danıştay 1. Dairesi'ne gönderdiği görülmektedir. Danıştay 1. Dairesi, bu kararı hatalı bulmuştur. Çünkü 1) İdare mahkemesi, bir iptal davasını görev yönünden reddederken, yargısal bir dava dairesi olmayan (idari görevi olan) Danıştay 1. Dairesi'ni görevli gösteremez. 2) Davacının dilekçesi bir 'itiraz' dilekçesi değil, 'iptal davası' dilekçesidir. Mahkemenin, önündeki iptal davasını usulüne göre karara bağlaması gerekirdi. Bu karar, 4483 sayılı Kanun'daki itiraz usulü ile İYUK'taki iptal davası usulünün birbirinden farklı olduğunu ve karıştırılmaması gerektiğini göstermektedir.