Mağdurun ayırt etme gücüne sahip olup olmadığına ilişkin değerlendirme yapılırken, sadece yaşına mı bakılır, yoksa işlenen suçun niteliği de dikkate alınır mı? Ceza Genel Kurulu'nun 2020/38 E. sayılı kararında bu konuda ne belirtilmektedir?
Sadece yaşına bakılmaz, işlenen suçun niteliği de dikkate alınır. Ceza Genel Kurulu'nun 2020/38 E. sayılı kararında, 'davaya katılma bakımından ayırt etme gücü'nün, mağdurun yaşı ve kişisel durumu kadar, 'mağdura karşı işlendiği iddia olunan suçun özellik ve niteliği ile de ilgili' olduğu açıkça belirtilmiştir. Ayırt etme gücü, 'kişinin kamu davasına katılma veya katılmamanın doğuracağı hukuki sonuçları algılayıp makul bir seçimde bulunabilmesi' olarak tanımlanmıştır. Örneğin, 9 yaşındaki bir çocuğun, kendisine karşı işlenen basit bir hakaret suçunun sonuçlarını algılama kapasitesi ile karmaşık bir cinsel istismar veya ekonomik dolandırıcılık suçunun sonuçlarını algılama kapasitesi aynı olmayabilir. Bu nedenle mahkeme, her somut olayda çocuğun yaşını, gelişim düzeyini ve özellikle de maruz kaldığı iddia edilen suçun karmaşıklığını ve niteliğini birlikte değerlendirerek ayırt etme gücünün varlığına veya yokluğuna karar vermelidir. Yargıtay'ın 15 yaş sınırını getirmesi, bu değerlendirmeyi basitleştirmek ve uygulamada birlik sağlamak amacını taşımaktadır.