CMK m. 237/2'de düzenlenen 'ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır' hükmü, Yargıtay tarafından nasıl yorumlanmaktadır? Suçtan zarar görenin sadece hükmü temyiz etmesi, bu hükmün uygulanması için yeterli midir?
Yargıtay, bu hükmü genellikle geniş ve hak arama hürriyetini koruyucu bir şekilde yorumlamaktadır. Teorik olarak hüküm, kanun yolu başvurusunda (temyiz/istinaf dilekçesinde) bu durumun 'açıkça belirtilmesini' arasa da, pratikte Yargıtay daha esnek bir tutum sergilemektedir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/3857 E. sayılı kararı gibi birçok kararda, ilk derece mahkemesinde davadan haberdar edilmeyen veya katılma talebi hakkında karar verilmeyen 'katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş' bir tarafın, sadece hükmü temyiz etmesi dahi, onun katılma iradesini ortaya koyduğu şeklinde yorumlanmaktadır. Bu durumda Yargıtay, temyiz başvurusunu katılma talebi olarak kabul edip, CMK m. 237/2 uyarınca öncelikle bu tarafın 'davaya katılmasına' karar vermekte ve ardından temyiz incelemesini esastan yapmaktadır. Bu yorum, ilk derece mahkemesinin usuli eksikliğinin, suçtan zarar görenin kanun yolu hakkını kaybetmesine neden olmasını engelleme amacını taşır.