Temyiz süresinin başlangıcı açısından, mahkemenin tefhim ettiği kısa kararın HMK m. 297/2'deki unsurları taşımasının önemi nedir? Usule uygun olmayan bir kısa kararın tefhimi, temyiz süresini başlatır mı? (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 2016/944 E.)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #258369

Temyiz süresinin yüze karşı tefhimle başlayabilmesi için, tefhim edilen kısa kararın HMK m. 297/2'de belirtilen asgari unsurları taşıması, yani taleplerden her biri hakkında verilen hükmü, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde göstermesi gerekir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2016/944 E. sayılı kararında bu ilke uygulanmıştır. Mahkemenin tefhim ettiği kısa karar bu unsurları içermiyorsa, bu tefhim hukuken geçerli bir tefhim sayılmaz ve kanuni temyiz süresini başlatmaz. Bu durumda temyiz süresi, usule uygun hazırlanan gerekçeli kararın taraflara tebliğ edilmesiyle başlar. Dolayısıyla, davalının usule aykırı kısa kararın tefhiminden sonra, ancak gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal süre içinde yaptığı temyiz başvurusu, süresinde kabul edilmelidir. Mahkemenin bu başvuruyu süre yönünden reddetmesi hatalıdır ve bu ret kararı Yargıtay tarafından kaldırılarak temyiz incelemesi yapılır.