Bir belediyenin, imar planı bulunmayan bir yerdeki taşınmazın satışına ilişkin muvazaalı bir işlemle kamuyu zarara uğrattığı iddiasıyla açılan bir davada, davacının dava açma ehliyeti (menfaat ihlali) nasıl değerlendirilmelidir? Sadece o belediye sınırları içinde yaşayan bir vatandaş olmak yeterli midir?
Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına göre, çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi doğrudan kamu yararını ilgilendiren konularda dava açma ehliyeti (menfaat ilişkisi) geniş yorumlanmaktadır. Bu tür konularda, sadece o yörede yaşayan bir vatandaş olmak dahi, dava açmak için yeterli bir menfaat ilişkisi olarak kabul edilebilmektedir. Danıştay 14. Dairesi'nin 2011/13742 E. sayılı kararının karşı oyunda da bu ilkeye atıf yapılmıştır. Uyuşmazlık konusu, belediyenin mülkiyetindeki bir arazinin hukuka aykırı bir şekilde elden çıkarılması ve imar uygulamalarıyla ilgili olduğundan, bu durum beldenin sağlıklı ve planlı gelişimini, dolayısıyla orada yaşayan tüm vatandaşların menfaatini doğrudan etkiler. Bu nedenle, o belediye sınırları içinde ikamet eden bir vatandaşın, bu tür bir işleme karşı dava açmakta meşru, kişisel ve güncel bir menfaatinin bulunduğu kabul edilir. Dava ehliyetinin bu geniş yorumu, idarenin eylemlerinin hukuka uygunluğunun etkin bir şekilde denetlenmesini sağlamayı amaçlar.