Bir tüzel kişinin bir suçtan 'doğrudan zarar gören' sayılıp sayılmayacağı nasıl belirlenir? PTT Genel Müdürlüğü'nün bir posta memurunun görevi kötüye kullanma suçundan açılan davada 'doğrudan zarar gören' sayılmamasının altında yatan mantık nedir? (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2014/8487 E.)
Bir tüzel kişinin suçtan 'doğrudan zarar gören' sayılıp sayılmayacağı, işlenen suçun koruduğu hukuki yararın niteliğine göre belirlenir. Eğer suç, doğrudan doğruya o tüzel kişinin malvarlığına, haklarına veya hukuki statüsüne yönelik bir saldırı içeriyorsa doğrudan zarardan bahsedilebilir. Ancak suçun koruduğu hukuki yarar daha genel nitelikte ise (kamu güveni, kamu idaresinin itibarı gibi), tüzel kişinin zararı dolaylı kabul edilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/8487 E. sayılı kararında, posta memurunun görevi kötüye kullanma suçunda PTT'nin doğrudan zarar gören sayılmamasının mantığı şudur: Görevi kötüye kullanma (TCK m. 257) suçunun temel mağduru, kamu idaresinin düzenli ve dürüst işleyişine güven duyan 'toplum' ve genel anlamda 'devlet'tir. PTT'nin bu suçtan uğradığı zarar, 'itibar zedelenmesi ve güven kaybı' gibi dolaylı zararlardır. Ceza Genel Kurulu kararlarına da atıfla, bu tür dolaylı zararların CMK m. 237 anlamında davaya katılma hakkı vermeyeceği kabul edilmektedir. Bu nedenle PTT'nin katılma talebi reddedilmelidir.