Ceza Genel Kurulu'nun 2020/38 E. sayılı kararında belirtildiği üzere, suçun mağduru olan ayırt etme gücüne sahip bir çocuğun davaya katılma iradesi ile kanuni temsilcisinin iradesi çelişirse hangisine üstünlük tanınır?
Ceza Genel Kurulu'nun 2020/38 E. sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere, ayırt etme gücüne sahip (sezgin) bir çocuğun iradesine üstünlük tanınır. Kamu davasına katılma, Türk Medeni Kanunu anlamında kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır. TMK m. 16'ya göre ayırt etme gücüne sahip küçükler, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarını kullanırken yasal temsilcilerinin rızasına ihtiyaç duymazlar. Bu nedenle, eğer mahkeme çocuğun davaya katılma ve katılmamanın hukuki sonuçlarını algılayabilecek düzeyde (yani ayırt etme gücüne sahip) olduğuna kanaat getirirse, çocuğun kendi beyanı esas alınır. Kanuni temsilcisi (veli veya vasi) çocuğun katılmasını istemesine rağmen çocuk istemiyorsa veya tam tersi bir durum varsa, çocuğun iradesi geçerli olacaktır. Bu durum, çocuğun bir hak sujesi olarak kabul edilmesinin ve iradesine saygı duyulmasının bir gereğidir.