Bir mahkemenin, tefhim ettiği kısa kararın eksik olduğunu fark etmesi üzerine, bu kısa kararı imzalamayıp, tamamlayarak yeni bir son celse zaptı ve kısa karar oluşturması ve buna uygun gerekçeli karar yazması usule uygun mudur? Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2018/1951 E. sayılı kararı bu durumu nasıl değerlendirmiştir?
Hayır, usule uygun değildir. HMK m. 294/3'e göre hükmün tefhimi, hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunmasıyla gerçekleşir ve bu andan itibaren mahkeme davadan elini çekmiş olur. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2018/1951 E. sayılı kararında, mahkemenin son celsede bir kısa karar tefhim ettiği, hatta bir çıktısını davacı vekiline verdiği, ancak daha sonra bu kısa kararın eksik olduğunu düşünerek imzalamayıp yeni ve tamamlanmış bir kısa karar oluşturduğu tespit edilmiştir. Yargıtay, bu durumu 'tefhim edilen kısa kararla, gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulduğu' şeklinde değerlendirmiş ve bozma nedeni saymıştır. Hukuken geçerli olan, ilk tefhim edilen ve tutanağa geçirilen kısa karardır. Hakimin daha sonra bunu değiştirmesi veya 'tamamlaması' yasal olarak mümkün değildir. Bu durum, kararların aleniyeti ve değiştirilemezliği ilkesini ihlal eder.