Bir idari işlemde, Anayasa'nın 40. maddesine aykırı olarak, başvuru yolları ve süreleri gösterilmemişse, bu durum o işleme karşı dava açma süresini nasıl etkiler? Danıştay 13. Dairesi'nin 2011/103 E. sayılı kararının bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #258323

Danıştay 13. Dairesi'nin 2011/103 E. sayılı kararında, Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrasının ('Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.') doğrudan uygulanabilir nitelikte olduğu ve bir yasal düzenleme gerektirmediği vurgulanmıştır. Bu anayasal zorunluluğa uymayan bir idari işlemde, kanuni başvuru sürelerinin işlemeyeceği kabul edilir. Somut olayda, davacıya tebliğ edilen kesinleşen ihale kararında başvuru mercileri ve süreleri belirtilmediği için, davacının kanuni süreleri geçirdikten sonra yaptığı itirazen şikayet başvurusunun 'süre yönünden' reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. İdarenin Anayasa'nın 40. maddesindeki yükümlülüğünü yerine getirmemesi, sürenin işlemeye başlamasına engel teşkil eder. Bu durum, bireylerin hak arama hürriyetini güvence altına alan temel bir ilkenin yansımasıdır.