Mağdur küçük veya kısıtlının kanuni temsilcisinin (örneğin annesi), aynı zamanda o suçun sanığı olması durumunda, mağdurun davaya katılma hakkı nasıl korunur? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2020/38 E. ve 2019/185 K. sayılı kararları uyarınca izlenmesi gereken usul nedir?
Bu durumda, kanuni temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati arasında bir 'menfaat çatışması' söz konusudur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2020/38 E. ve 2019/185 K. sayılı kararlarında bu durumda izlenmesi gereken usul net bir şekilde belirtilmiştir. Çözüm, Türk Medeni Kanunu'nun 426. maddesinin ikinci fıkrasında yatmaktadır. Bu madde uyarınca, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa, vesayet makamı (sulh hukuk mahkemesi) tarafından re'sen veya ilgilisinin isteği üzerine mağdura bir 'temsil kayyımı' atanmalıdır. Mahkeme, bu atamayı sağlamalı ve mağdurun davaya katılıp katılmayacağı konusunda kayyımın iradesine üstünlük tanımalıdır. Eğer bu işlem hüküm verilinceye kadar yapılmamışsa, hükümden sonra kayyım atanması sağlanmalı ve gerekçeli karar CMK m. 35/2 uyarınca bu kayyıma tebliğ edilerek kanun yollarına başvurma hakkı kullandırılmalıdır. Bu usul, menfaat çatışması durumunda çocuğun üstün yararının ve hak arama hürriyetinin korunmasını amaçlar.