5253 sayılı Dernekler Kanunu'nun yürürlüğe girmesinin, Kızılay gibi kamuya yararlı derneklerin malvarlığına karşı suç işleyen görevlilerin cezai sorumluluğu üzerindeki etkisi ne olmuştur? Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2016/2485 E. sayılı kararını referans alarak açıklayınız.
5253 sayılı Dernekler Kanunu'nun yürürlüğe girmesi, bu tür görevlilerin sorumluluğunu önemli ölçüde değiştirmiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2016/2485 E. sayılı kararında bu durum detaylıca açıklanmıştır. Mülga 2908 sayılı kanunda Kızılay ve Türk Hava Kurumu'nun malları 'devlet malı', bu mallara karşı suç işleyenler de 'devlet memuru gibi' cezalandırılır hükmü vardı. Bu hüküm, bu görevlilerin zimmet gibi suçların faili olabilmesini sağlıyordu. Ancak, 5253 sayılı yeni Dernekler Kanunu'nda bu özel düzenleme yer almamış, bunun yerine daha genel nitelikte 'kamuya yararlı derneklerin mallarına karşı suç işleyenler Devlet malına karşı suç işlemiş gibi cezalandırılır' (m. 27) ve dernek malını kendisinin veya başkasının menfaatine kullanan görevlilerin 'güveni kötüye kullanma' suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılacağı (m. 32/f) düzenlenmiştir. Yargıtay, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 5253 sayılı Kanun'da Kızılay görevlilerinin 'kamu görevlisi' gibi cezalandırılacağına dair bir hüküm bulunmadığından, bu kişilerin artık zimmet (TCK m. 247) veya ihaleye fesat karıştırma (TCK m. 235) gibi özgü suçların faili olamayacağını belirtmiştir. Eylemleri, şartları varsa, 'güveni kötüye kullanma' (TCK m. 155) suçunu oluşturacaktır. Bu durum, TCK m. 6'daki kamu görevlisi tanımının özel kanun hükümleriyle genişletilebildiğini, ancak bu özel hükümlerin kaldırılmasıyla genel hükümlere dönüldüğünü gösterir.