TCK m. 6/1-e'ye göre 'gece vakti' tanımı, güneşin batmasından bir saat sonra başlayıp doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman süresidir. Bir hırsızlık suçunun işlendiği saatin tam olarak belirlenemediği, ancak beyanların gece tanımının başlangıcına yakın bir zaman aralığını işaret ettiği durumlarda mahkeme nasıl bir yol izlemelidir? Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2016/8437 E. sayılı kararını referans alarak açıklayınız.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2016/8437 E. sayılı kararında bu durum ele alınmıştır. Karara göre, eylemin işlendiği saatin kesin olarak belirlenememesi durumunda 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesi gereğince hareket edilmelidir. TCK m. 6/1-e'deki 'gece vakti' tanımı, suçun nitelikli halini (örn. TCK m. 143) oluşturduğu için sanık hakkında daha ağır bir cezaya hükmedilmesine neden olur. Eğer sanık ve müşteki beyanları ile diğer deliller, suçun işlendiği saati (örneğin 19:00-20:00 arası gibi) kesin olarak 'gece vakti' tanımı içine sokamıyorsa (örneğin gecenin 19:28'de başladığı bir günde), şüphe sanık lehine yorumlanmalı ve suçun gündüz işlendiği kabul edilerek TCK m. 143 gibi ağırlaştırıcı nedenler uygulanmamalıdır. Bu karar, ceza hukukunun temel ilkelerinden olan şüphenin sanık lehine yorumlanmasının, kanuni tanımların uygulanmasında da geçerli olduğunu göstermektedir.