Bir özel hukuk tüzel kişisi olan telekomünikasyon şirketinin adli yazışmalardan sorumlu çalışanının, savcılık müzekkerelerine süresinde cevap vermemesi eylemi, TCK m. 6/1-c ve CMK m. 332 bağlamında 'görevi kötüye kullanma' suçu olarak nitelendirilebilir mi? Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/10258 E. sayılı kararındaki çoğunluk ve karşı oy görüşlerini tartışınız.
Bu durum tartışmalıdır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/10258 E. sayılı kararında çoğunluk görüşü, özel hukuk statüsüne tabi bir şirketin çalışanının 'kamu görevlisi' sayılamayacağı ve dolayısıyla eyleminin TCK m. 257 kapsamındaki görevi kötüye kullanma suçunu değil, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m. 32'deki emre aykırı davranış kabahatini oluşturduğu yönündedir. Gerekçe olarak, TCK m. 6 gerekçesinde belirtilen 'kamusal bir faaliyetin yürütülmesinin ihaleye dayalı olarak özel hukuk kişilerince üstlenilmesi durumunda, bu kişilerin kamu görevlisi sayılmayacağı' ilkesi gösterilebilir. Karşı oy ise, CMK m. 332'nin etkin soruşturma amacıyla özel ve resmi tüm kuruluşları kapsadığı, bu madde uyarınca kendisinden bilgi istenen kişinin, tıpkı tanık veya bilirkişi gibi, geçici olarak kamusal faaliyete katıldığı için TCK m. 6/1-c uyarınca 'kamu görevlisi' sayılması ve eyleminin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturması gerektiğini savunur. Bu görüş, kamusal faaliyetin yürütülmesine 'herhangi bir surette geçici olarak katılan kişi' ifadesine dayanmaktadır.