Bir ceza davasında, sanığın suçu işlediğine dair tek delil, sonradan yalan tanıklık yaptığı anlaşılan bir tanığın ifadesi ise, bu durum 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi ile nasıl bir ilişki kurar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #25804

Bu durum, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin uygulanmasını gerektiren tipik bir örnektir. Eğer bir mahkumiyet kararı, sadece tek bir tanığın ifadesine dayanıyorsa ve bu ifadenin de güvenilirliği sonradan ortadan kalkmışsa (yalan olduğu anlaşılmışsa), artık sanığın suçluluğunu destekleyen hiçbir meşru delil kalmamış demektir. Bu durumda, sanığın suçu işlediği hususunda giderilemeyen, hatta aksini gösteren ciddi bir şüphe ortaya çıkar. Mahkemenin bu şüpheyi sanığın aleyhine değil, lehine yorumlayarak beraat kararı vermesi gerekir. Yalan tanıklık, mahkumiyetin tek dayanağını çürüttüğü için, maddi gerçeğe ulaşılamadığı ve suçluluğun ispatlanamadığı sonucunu doğurur.