Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2017/2150 sayılı kararında, vekilin davayı kabul etmesine rağmen 'hile' iddiasının neden araştırılması gerektiği belirtilmiştir? Hile kavramı bu bağlamda nasıl yorumlanmıştır?
Kararda, davalının vekilinin davayı kabul etmesi tek başına yeterli görülmemiş, bu kabulün arkasında bir hile olup olmadığının araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Çünkü davacı, kendi vekilinin karşı tarafla anlaşarak, kendisini zarara uğratmak amacıyla hileli bir şekilde davayı kabul ettiğini iddia etmektedir. Yargıtay, HMK m. 375/1-h'deki 'hile' kavramının, Borçlar Kanunu'ndaki hileden daha geniş yorumlanması gerektiğini, hükmün sonucunu etkileyen ve yargıyı yanılgıya düşüren her türlü aldatıcı davranışın bu kapsama girebileceğini vurgulamıştır. Karşı tarafın, aleyhine hüküm verilen tarafın vekiliyle gizlice anlaşarak davayı kabul ettirmesi, bu tür bir hileye tipik bir örnektir. Bu nedenle, vekaletname usulüne uygun olsa ve vekilin kabul yetkisi bulunsa dahi, bu yetkinin hileli bir şekilde kullanıldığı iddiası varsa mahkemenin bu iddiayı (örneğin, ilgili ceza soruşturması dosyasını getirterek) araştırması gerekir.