Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/4063 E., 2018/1938 K. sayılı kararındaki karşı oy yazısı, Cizre ilçesindeki 'hendek ve barikat' olaylarında bir sanığın eylemlerini TCK 302/1 kapsamında 'Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma' suçu olarak değerlendirmenin dayanaklarını nasıl açıklamıştır? Özellikle, 'örgüt mensuplarıyla örgütsel birliktelik içerisinde mücadele ettiği' ve 'sokağa çıkma yasağı' içindeki faaliyetleri nasıl bir argüman oluşturmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #257671

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/4063 E., 2018/1938 K. sayılı kararındaki karşı oy yazısı, Cizre ilçesindeki 'hendek ve barikat' olaylarında sanığın eylemlerinin TCK m. 302/1'deki 'Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma' suçunu oluşturduğu yönünde güçlü argümanlar sunmuştur. Karşı oy, sanığın eylemlerinin sadece örgüt üyeliği değil, doğrudan amaç suça yönelik 'vahim eylem' niteliği taşıdığını savunmuştur. **Karşı Oydaki Argümanların Dayanakları:** 1. **'Hendek ve Barikat' Olaylarının Vahameti:** Karşı oy yazısı, PKK/KCK terör örgütünün 'öz yönetim' çağrısı üzerine şehirlerde (Cizre gibi) hendek ve barikatlar kurarak, bunları el yapımı patlayıcılarla tuzaklayarak 'alan hakimiyeti' oluşturmaya çalıştığını vurgular. Bu eylemler, güvenlik güçlerine yönelik silahlı mücadele, sivil vatandaş ve kamu görevlilerinin ölümü/yaralanması, şehir altyapısının tahrip edilmesi gibi ağır sonuçlara yol açmıştır. Bu durum, kül halinde 'vahamet arz eden' bir nitelik taşır. 2. **Örgütsel Birliktelik ve Doğrudan Katılım:** Sanıkların, 'terör örgütü mensuplarıyla örgütsel birliktelik içerisinde mücadele ettiği' kabul edilmiştir. Özellikle sanık A'nın Cizre'deki Sur, Cudi, Yafes mahallelerinde hendeklerde devam eden operasyonlarda terör örgütü mensuplarıyla birlikte eyleme katıldığı, sokağa çıkma yasağına rağmen sürekli yer değiştirdiği ve özellikle örgütün bulunduğu mahallelerde telefon sinyali verdiği tespit edilmiştir. Sanık B'nin ise 'Marmara Grubu' adı altında 46 kişiyle Cizre'ye gelerek örgüt mensuplarına 'örgütsel birliktelik içerisinde destek olmak amacıyla' faaliyet gösterdiği belirtilmiştir. Bu, onların sadece uzaktan yardım eden değil, fiili olarak mücadele içinde yer alan kişiler olduğunu gösterir. 3. **Sokağa Çıkma Yasağı ve Hukuki Durum:** Karşı oy, sokağa çıkma yasağının ilanından sonra sanıkların yasağın uygulandığı alanda bulunmalarını ve örgüt mensuplarıyla birlikte hareket etmelerini, bu vahamet arz eden eylemlerin bir parçası olarak görmüştür. 'Sokağa çıkma yasağının başlamasından itibaren meydana gelen çatışma, öldürme, yaralama ve diğer suçlara muttali olarak faaliyet gösteren sanığın... bu alan içindeki diğer örgüt mensuplarının... araç suç niteliğindeki tüm eylemlerden TCK’nın 37 veya en azından 39 maddeleri uyarınca sorumlu olacakları hususunda şüphe yoktur.' Bu kapsamda, amaç suç olan TCK m. 302 yönünden doğrudan fail kabul edilmesi gereklidir. **Sonuç:** Karşı oy, sanıkların somut eylemlerinin ve örgütsel bütünlük içindeki rollerinin, doğrudan TCK m. 302/1'de yazılı 'Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma' suçunu oluşturduğunu savunmuş, dolayısıyla örgüt üyeliği suçundan mahkumiyetin (daha hafif bir vasıflandırma olması nedeniyle) hatalı olduğunu belirtmiştir.