Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/637 E., 2016/5541 K. sayılı kararında, çocuk sanıklar hakkında molotof atma ve tehlikeli madde bulundurma suçlamalarıyla ilgili hükümler, birçok usuli hata nedeniyle bozulmuştur. Bu kararda belirtilen görevli mahkeme (Children's Heavy Penal Court) ve sosyal inceleme raporu alınmaması gibi usuli eksiklikleri açıklayınız.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/637 E., 2016/5541 K. sayılı kararında, çocuk sanıklar hakkında molotof atma, tehlikeli madde bulundurma ve mala zarar verme suçlamalarıyla ilgili hükümler, birçok usuli hata nedeniyle bozulmuştur. Karardaki temel usuli eksiklikler şunlardır: 1. **Görevli Mahkeme Hatası (Children's Heavy Penal Court - Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi):** Hükümden sonra yürürlüğe giren 6526 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle değişik 5235 sayılı Kanun'un 12. ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 26/2. maddeleri uyarınca, bu tür ağır suçlardan yargılama yapma görevinin **Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine** ait olduğu gözetilmemiştir. Çocukların işlediği belirli suçlar için özel mahkemeler görevlendirilmiş olup, bu mahkemelerin görev alanına giren bir davanın genel mahkemede görülmesi usul hatasıdır. 2. **Sosyal İnceleme Raporu (SİR) Alınmaması:** Kararda, 'Suç tarihinde 15 yaşını tamamlayıp 18 yaşını doldurmadığı anlaşılan suça sürüklenen çocuklar hakkında sosyal inceleme raporu alınmadığı gibi alınmamasının gerekçesi de kararda gösterilmeyerek 5395 Sayılı Kanun’un 35/3. maddesine muhalefet edilmesi' bir bozma nedeni olarak belirtilmiştir. * **Sosyal İnceleme Raporunun Önemi:** Çocuk Koruma Kanunu m. 35/3, çocuğun üstün yararı ilkesi gereği, çocuk hakkında yargılama yapılırken çocuğun sosyal, psikolojik ve eğitim durumunu gösteren bir sosyal inceleme raporunun alınmasını zorunlu kılar. Bu rapor, mahkemenin çocuğun durumu hakkında kapsamlı bilgi edinmesini ve kararlarını (suç vasfı, ceza tayini, güvenlik tedbirleri vb.) daha isabetli bir şekilde vermesini sağlar. Raporun alınmaması veya alınmama gerekçesinin gösterilmemesi, yargılamanın usulüne uygun yapılmadığını gösterir. Diğer usuli hatalar arasında, TCK 174'ten dava açılmamasına rağmen hüküm kurulması, TCK 302/314 açısından eksik araştırma ve birleştirme gereği, TCK 152/2'deki değişikliklerin göz ardı edilmesi, adli para cezası takdirindeki ve erteleme hükümlerindeki hatalar da bulunmaktadır. Bu hatalar, yargılamanın temel usul kurallarına ve çocuk yargılamasına ilişkin özel hükümlere aykırılık teşkil etmektedir.