Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/7606 E., 2017/4255 K. sayılı kararında, bazı sanıklar hakkında 'silahlı terör örgütüne üye olma' (TCK 314/2) yerine 'silahlı terör örgütüne yardım etme' (TCK 220/7 delaletiyle 314/3) suçundan hüküm kurulmasına rağmen, Yargıtay'ın bunu bir bozma nedeni olarak görmemesinin gerekçesi nedir?
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/7606 E., 2017/4255 K. sayılı kararında, yerel mahkeme tarafından bazı sanıklar hakkında 'silahlı terör örgütüne yardım etme' (TCK 314/3 atfıyla TCK 220/7) suçundan hüküm kurulmasına rağmen, Yargıtay kendi değerlendirmesinde bu sanıkların 'silahlı terör örgütüne üye olma' (TCK 314/2) suçu işlediğini tespit etmiştir. Ancak, Yargıtay bu durumu bir bozma nedeni olarak görmemiştir. Bunun temel gerekçesi, Türk hukuk muhakemesinde yer alan **'aleyhe bozma yasağı'** ilkesidir. Kararda açıkça belirtildiği üzere: 'TCK’nın 314/3 220/7. maddelerindeki atfın niteliği ve aleyhe temyiz bulunmaması karşısında bozma nedeni yapılmamış.' **Aleyhe Bozma Yasağı (Reformatio in peius):** Bu ilke, sanık lehine temyiz edilen bir kararın, temyiz eden tarafın aleyhine olacak şekilde bozulamayacağını veya değiştirilemeyeceğini ifade eder (CMK m. 307/1). Yani, eğer sadece sanık veya onun vekili temyiz başvurusu yapmışsa, Yargıtay mahkemenin verdiği kararı sanık aleyhine değiştiremez veya daha ağır bir cezaya yol açacak şekilde bozamaz. Somut olayda: * Yerel mahkeme, sanıklar hakkında TCK 220/7 (yardım etme) delaletiyle TCK 314/3 uyarınca hüküm kurmuştur. Bu hüküm, TCK 314/2 (örgüt üyeliği) suçuna göre genellikle daha hafif bir cezayı öngörür, zira TCK 220/7'de yapılan değişiklikle 'yapılan yardımın niteliğine göre cezanın üçte birine kadar indirilebileceği' belirtilmiştir. * Yargıtay, kendi değerlendirmesinde sanıkların eylemlerinin TCK 314/2 (örgüt üyeliği) suçunu oluşturduğunu tespit etse bile, bu durum sanıklar için daha ağır bir cezaya yol açabilecek bir nitelendirmedir. * Dolayısıyla, eğer hükmü temyiz eden taraf sadece sanıklar veya onların müdafileri ise (ki kararda bu durum belirtilmemiştir, ancak kararın onanması yönündeki kısmı incelendiğinde aleyhe temyiz olmadığı anlaşılmaktadır), Yargıtay, sanıkların lehine olan 'yardım etme' vasfını 'üyelik' vasfına dönüştürerek cezayı artıracak bir bozma kararı veremezdi. Bu nedenle, Yargıtay, suç vasfındaki bu 'hatayı' bir bozma nedeni olarak görmemiş ve hükmü onamıştır. Bu, aleyhe bozma yasağının yargılama pratiğindeki somut bir uygulamasını göstermektedir.