Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/465 E., 2016/2165 K. sayılı kararında, Adliye'de hizmetli kadrosunda olup fiilen mübaşir olarak görev yapan sanığın, harç ve masrafları teslim alma yetkisi bulunmamasına rağmen tebligat bedellerini alıp postaneye yatırmaması eylemi tartışılmıştır. Yargıtay bu eylemi neden 'zimmet' değil de 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' olarak nitelendirmiştir? Kararın gerekçesini ve 'zimmet' suçundan ayırt edici unsurunu açıklayınız.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/465 E., 2016/2165 K. sayılı kararında, Adliye'de hizmetli/mübaşir olarak görev yapan sanığın, tebligat bedellerini iş sahiplerinden alıp postaneye yatırmayarak uhdesinde tutması eylemi incelenmiştir. Yargıtay, bu eylemi 'zimmet' suçunu oluşturmayıp, 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' (TCK 155/2) suçunu oluşturduğuna hükmetmiştir. **Kararın Gerekçesi ve Ayırt Edici Unsur:** Temel ayırt edici unsur, **failin suça konu malı görevi gereği tahsil etme veya koruma/gözetme yetkisinin olup olmamasıdır**. 1. **Zimmet Suçu (TCK 247):** Bu suç, 'görevi nedeniyle kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının yararına mal edinen kamu görevlisinin' işleyebileceği bir özgü suçtur. Zimmetin oluşması için malın, kamu görevlisine görevinin gereği olarak tevdi edilmiş veya koruma/gözetimi altında bulunması şarttır. 2. **Hizmetli/Mübaşirin Yetkisi:** Kararda belirtildiği üzere, suç tarihinde yürürlükte olan Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği'ne göre, tutanak yazıcıları, mübaşirler 'bir muamelenin yapılması için ödenmesi gerekli harç ve masrafları iş sahiplerinden alamazlar' (mah, hakimce görevlendirilmedikçe). Sanık, hizmetli kadrosunda olup fiilen mübaşir olarak görev yapmasına rağmen, 'harç ve masrafları teslim alma yetkisi bulunmamaktadır'. Bu durumda, suça konu paralar sanığa görevi nedeniyle (resmi tahsilat yetkisiyle) tevdi edilmiş değildir. Sanık, kamu görevlisi sıfatına sahip olsa da, bu paraları yetkisi olmaksızın almıştır. Ancak, Adliye'de mübaşir olarak çalışması ve bu sıfatının getirdiği güven ilişkisi nedeniyle iş sahipleri ona parayı teslim etmiştir. Bu durum, TCK m. 155/2'deki 'hizmet ilişkisinin... gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi' koşulunu karşılamaktadır. **Sonuç:** Yargıtay, sanığın 'zimmet' suçunun faili olamayacağını ve eyleminin TCK m. 155/2'deki 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' suçunu oluşturacağını belirtmiştir. Mahkemenin suç vasfında yanılgıya düşerek basit güveni kötüye kullanma ve şikayet süresi nedeniyle düşme kararı vermesi hatalı bulunmuştur. Ayrıca, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun takibinin şikayete tabi olmadığı da vurgulanmıştır.