Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2013/25677 E., 2016/3109 K. sayılı kararında, bir sigorta aracılık şirketinin yetkilisi olan sanığın, müşteriden peşin kasko sigorta bedelini alıp, sigorta şirketine taksitle ödeme yapması ve eksik ödeme nedeniyle kasko sigortasının iptal olması eylemi neden 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' (TCK 155/2) olarak nitelendirilmiştir? Bu kararda, sanık diğer sanıklardan neden ayırt edilmiştir?
Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2013/25677 E., 2016/3109 K. sayılı kararında, bir sigorta aracılık şirketi yetkilisi olan sanık A'nın, müşteriden (katılandan) peşin kasko bedelini almasına rağmen, bu parayı sigorta şirketine taksitler halinde ödemesi ve bir kısmını ödememesi nedeniyle kaskonun iptal olması eylemi incelenmiştir. Yargıtay, sanık A'nın eylemini TCK m. 155/2 kapsamında 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' olarak nitelendirmiştir. **Nitelendirme Gerekçesi:** 1. **Hizmet İlişkisi:** Sanık A, sigorta aracılık hizmetleri Limited Şirketi'nin ortağı ve yetkilisi olarak faaliyet göstermektedir. Bu sıfatıyla, müşteri ile şirket arasında bir 'ticaret veya hizmet ilişkisi' kurulmuştur. Müşteri, sigorta hizmetinin yerine getirilmesi için kasko bedelini sanık A'nın şirket hesabına 'tevdi ve teslim' etmiştir. 2. **Devir Amacı Dışında Tasarruf:** Sanık A, müşteriden peşin olarak aldığı kasko bedelini, sigorta şirketine 'tasarruf amacı dışında' kullanmıştır. Normalde, peşin alınan bedelin sigorta şirketine de peşin olarak yatırılması gerekirken, sanık bunu taksitlere bölerek veya eksik ödeyerek, müşterinin kaskosunun iptal olmasına neden olmuş ve bu durumdan (muhtemelen vade farkı gibi) bir menfaat temin etmiştir. Bu eylem, zilyetliğin devir amacı dışında bir tasarruftur. **Sanık Diğer Sanıklardan Neden Ayırt Edilmiştir?** Kararda, diğer sanıklar (sanık B ve C) hakkında söz konusu eyleme 'iştirak ettiklerine dair savunmalarının aksine yeterli nitelikte, somut ve inandırıcı delil bulunmadığı' belirtilerek beraatlerine hükmedilmiştir. Bu durum, suçun şahsiliği ilkesinin bir sonucudur. Sadece şirketin yetkilisi veya ortağı olmak, tek başına suçun işlenişine fiili katkı sağlamayan diğer kişilerin cezalandırılması için yeterli delil sayılmamıştır. Sanık A ise, şirketin işlerini 'fiilen yürüten' ve parayı 'fiilen işlettiği şirket hesabına' yatırılan kişi olarak, eylemin doğrudan faili veya müşterek faili olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla, sanık A'nın ticari faaliyetleri kapsamında, müşteriden aldığı parayı amacı dışında kullanması, 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' suçunu oluştururken, yeterli delil bulunmayan diğer sanıklar beraat etmiştir.