Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2013/31899 E., 2016/5033 K. sayılı kararında, erkek arkadaşı olan sanığın, kız arkadaşından birkaç günlüğüne telefonunu alıp iade etmemesi ve sonrasında tehdit etmesi eylemi neden 'güveni kötüye kullanma' (TCK 155/1) olarak nitelendirilmiştir? Tehdit eyleminin bu suçun vasıflandırılmasına etkisi neden olmamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #257637

Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2013/31899 E., 2016/5033 K. sayılı kararında, erkek arkadaşı olan sanığın, kız arkadaşından cep telefonunu birkaç günlüğüne kullanmak için isteyip alması, ancak süresi dolmasına rağmen iade etmemesi ve sonrasında 'tehdit' iddiasında bulunulması eylemi incelenmiştir. Yargıtay, bu eylemin TCK m. 155/1'de düzenlenen 'güveni kötüye kullanma' suçunu oluşturduğuna hükmetmiştir. **Nitelendirme Gerekçesi:** 1. **Rızayla Tevdi ve Zilyetlik Devri:** Mağdur (kız arkadaşı), cep telefonunu 'erkek arkadaşı sanık ile telefonda görüşebilmek amacıyla, sim kartını çıkartıp... rızasıyla sanığa vermiştir.' Bu, malın 'belirli biçimde kullanılmak üzere' rızayla ve aldatılmamış bir iradeyle faile tevdi ve teslim edildiği anlamına gelir. Güveni kötüye kullanma suçunun temel unsuru olan 'zilyetlik devri' gerçekleşmiştir. 2. **Devir Amacı Dışında Tasarruf:** Sanık, telefonu 'birkaç günlüğüne kullanmak' amacıyla almış olmasına rağmen, 'süresinde iade etmeyince' ve 'yaklaşık bir aya yakın süre geçmesine rağmen geri getirilmemesi üzerine' şikayetçi olunmuştur. Bu durum, sanığın zilyetliğin devir amacı dışında tasarrufta bulunduğunu göstermektedir. **Tehdit Eyleminin Etkisizliği:** Karar, mağdurun sanığın kendisine söylediğini belirttiği '... tamam verme, ama bir daha karşıma çıkarsan gömerim' şeklindeki tehdit iddiasını **'başka bir delille ispatlanmayan soyut tehdit iddiası dışında'** olarak nitelendirmiştir. Tehdit eylemi, suçun niteliğini değiştirmemiştir, çünkü: * Güveni kötüye kullanma suçu, malın rızayla ve güvene dayalı olarak teslim edilmesinden sonraki bir ihlal eylemidir. Tehdit, bu ilk teslim anında iradeyi sakatlamadığı gibi, sonradan yaşanan tehdit eylemi de suçun vasfını hırsızlığa veya başka bir suça dönüştürmemiştir. * Tehdit, ayrı bir suç olabilirdi, ancak somut olayda vasıflandırılmada etkili olmamıştır. Yargıtay, tehdidin 'soyut' ve 'ispatlanmamış' olması nedeniyle hükmün vasıflandırılmasında belirleyici bir rol oynamadığını ima etmiştir. Bu nedenle, eylem 'güveni kötüye kullanma' olarak kabul edilmiş, hırsızlık gibi bir suç vasfı reddedilmiştir.