Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2014/22085 E., 2017/9709 K. sayılı kararında, aynı şirketin ortakları olan sanıkların, finansal kiralama yoluyla kiralanan makine ve ekipmanları alacaklılardan kaçırmak amacıyla başka bir şirket kurarak bu makineleri yeni binaya götürmesi eylemi neden 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' suçunu oluşturmamış, 'basit dolandırıcılık' olarak vasıflandırılmıştır? Karardaki 'ortaklık ilişkisi' ve 'zilyetlik devri' kavramları arasındaki ayrımı açıklayınız.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2014/22085 E., 2017/9709 K. sayılı kararında, şirket ortaklarının finansal kiralama ile kiralanan makine ve ekipmanları başka bir şirkete aktararak malvarlığı kaçırması eylemi incelenmiştir. Yargıtay, bu eylemin 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' suçunu oluşturmadığını, 'basit dolandırıcılık' suçunu oluşturduğunu belirtmiştir. Karardaki temel ayrım, sanıklar ile katılanlar arasındaki ilişkinin niteliği ve 'zilyetlik devri' kavramıdır: * **Ortaklık İlişkisi:** Yargıtay, sanıklar ile katılanlar arasında bir 'iş ilişkisi' değil, bir **'ortaklık ilişkisi'** bulunduğunu vurgulamıştır. Şirket ortakları, şirketi birlikte idare ederler ve şirket malları üzerinde müşterek bir hakimiyetleri vardır. Bu durum, TCK m. 155/2'de aranan 'meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisi' veya 'başkasının mallarını idare etmek yetkisi' kapsamında, failin **kendisine tevdi ve teslim edilmiş** bir eşya üzerinde tasarrufta bulunması koşulunu karşılamamaktadır. * **Zilyetlik Devrinin Yokluğu:** Güveni kötüye kullanma suçunun temel unsurlarından biri, malın zilyetliğinin faile belirli bir şekilde kullanmak üzere **rızayla tevdi ve teslim edilmiş** olmasıdır. Kararda, 'katılanlar tarafından, aynı şirketin ortakları olan sanıklara herhangi bir şekilde zilyetlik devrinin yapılmadığı, bütün ortakların şirketi birlikte idare ettikleri, sanıklar tarafından kaçırılan malların tam bir şekilde sanıkların uhdesine bırakılan mallar olmadığı' belirtilmiştir. **Sonuç:** Sanıkların eylemi, sahte belge tanzim ederek hileli hareketlerle şirketin diğer ortaklarının zararına haksız menfaat temin etmeleri şeklinde gerçekleşmiştir. Bu durum, zilyetlik devrine dayalı bir güven ihlalinden ziyade, hileli davranışlarla zarar verme ve menfaat temin etme niteliği taşıdığından, TCK m. 157/1 kapsamında 'basit dolandırıcılık' suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. Mahkemenin suç vasfında yanılgıya düşerek 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' suçundan hüküm kurması bozma nedeni sayılmıştır.