Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2021/5505 E., 2024/4316 K. sayılı kararında, Muratpaşa Belediyesi'nde görevli bir inşaat mühendisinin, belediyeye bağış olarak verilmek üzere kendisine teslim edilen para ve çekleri mal edinmesi eylemi neden 'zimmet' (TCK 247) veya 'görevi kötüye kullanma' (TCK 257) suçlarını oluşturmayıp, 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' (TCK 155/2) olarak nitelendirilmiştir? Karardaki temel ayırt edici faktörü açıklayınız.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2021/5505 E., 2024/4316 K. sayılı kararında, inşaat mühendisi olan sanığın belediyeye bağış olarak verilmek üzere kendisine teslim edilen para ve çekleri mal edinmesi eylemi incelenmiştir. Karar, bu eylemin 'zimmet' veya 'görevi kötüye kullanma' suçlarına vücut vermeyeceği, ancak 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' suçunu oluşturduğu sonucuna varmıştır. Karardaki temel ayırt edici faktör, 'zimmet' suçunun faili ile 'güveni kötüye kullanma' suçunun failinin sahip olduğu sıfatlardır: * **Zimmet Suçu (TCK 247):** Bu suç, 'görevi nedeniyle kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının yararına mal edinen kamu görevlisinin' işleyebileceği bir özgü suçtur. Yani, zimmet suçunun oluşabilmesi için failin bir **kamu görevlisi** olması ve suça konu malın faile görevi 'nedeniyle' tevdi edilmiş veya koruma ve gözetimi altında olması gerekir. * **Görevi Kötüye Kullanma Suçu (TCK 257):** Bu suç, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket ederek kişilere haksız bir menfaat sağlaması veya kamunun zararına neden olmasıyla oluşur. Yine failin kamu görevlisi olması şarttır. Somut olayda, sanık bir kamu kurumunda (belediyede) görevli olsa da, Yargıtay'a göre suça konu para ve çekler, sanığın **görevi nedeniyle kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu mal niteliğinde bulunmamaktadır**. Yani, bu para ve çekler, sanığın resmi görevinin bir parçası olarak kendisine tevdi edilmemiş, daha çok kişisel güvene dayalı bir bağış ilişkisi içinde teslim edilmiştir. Bu durum, sanığın kamu görevi sıfatından kaynaklanan doğrudan bir zimmet veya görevi kötüye kullanma yetkisi dışındaki bir eylem olarak değerlendirilmiştir. Buna karşılık, sanığın belediye bünyesinde görevli olması, onun ile bağış yapan arasında bir 'hizmet ilişkisi' (geniş anlamda) bulunduğu ve bu ilişki gereği kendisine teslim edilen malı kötüye kullandığı kabul edilmiştir. Bu nedenle, eylem TCK m. 155/2'deki 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' suçunu oluşturur. Karar ayrıca, bu suçun takibinin şikayete bağlı bulunmadığını da gözetmiştir (zira TCK m. 155/2 nitelikli hallerde şikayet koşulunu aramaz).