Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2017/13134 E., 2019/8367 K. sayılı kararında, sanığın motorlu taşıtlarla ilgili sigorta, bandrol ve vize işlemleri için para aldığı halde işlemleri yapmaması eylemi 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' suçunu oluşturmamış, 'basit güveni kötüye kullanma' olarak nitelendirilmiştir. Bu ayrımın hukuki dayanağını ve karardaki gerekçeyi açıklayınız.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2017/13134 E., 2019/8367 K. sayılı kararında, sanığın katılanlardan motorlu taşıtlarıyla ilgili işlemler için para almasına rağmen bu işlemleri yapmaması eylemi incelenmiştir. Kararda, bu eylemin TCK m. 155/1'de düzenlenen 'basit güveni kötüye kullanma' suçunu oluşturduğu, TCK m. 155/2'deki 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' suçunu oluşturmadığına hükmedilmiştir. Bu ayrımın hukuki dayanağı ve karardaki gerekçe, TCK m. 155/2'de aranan 'meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisi' niteliğindedir. Yargıtay'a göre, somut olayda sanık ile katılanlar arasında TCK m. 155/2 kapsamında bir **vekalet ya da ücret ilişkisinin bulunmadığı** kabul edilmiştir. Her ne kadar bir 'iş' yapma durumu olsa da, bu ilişkinin TCK m. 155/2'nin nitelikli halini oluşturan belirli 'hizmet' veya 'ticaret' ilişkisi kapsamına girmediği sonucuna varılmıştır. Basit güveni kötüye kullanma (TCK m. 155/1), failin 'muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunması' halinde oluşur. Sanık, kendisine belirli işlemler için tevdi edilen parayı, devir amacı dışında (işlemleri yapmayarak) kendi yararına kullanmıştır. İlişkinin nitelikli hallerde aranan özel statülere girmemesi nedeniyle, eylem basit halden cezalandırılabilir bulunmuş ve uzlaştırma kapsamında kalmıştır. Mahkemenin suç vasfında hataya düşerek nitelikli halden hüküm kurması bozma nedeni sayılmıştır.