HMK m. 261/1, tanıkların ayrı ayrı dinlenmesini emreder. Ancak bir Yargıtay kararında (örn: 20. Hukuk Dairesi 2017/6282) hem tanıkların ayrı ayrı dinlenmesi hem de beyanları çelişkili ise yüzleştirilmesi gerektiği belirtilmektedir. Bu iki usul birbiriyle çelişir mi? Aralarındaki ilişkiyi açıklayınız.
Hayır, bu iki usul birbiriyle çelişmez; aksine, birbirini takip eden ve tamamlayan usullerdir. Hukuki süreç şu şekildedir: 1) **Ayrı Ayrı Dinleme:** Öncelikle, tanıklar birbirlerinin beyanlarından etkilenmesin diye HMK m. 261/1 uyarınca tek tek, diğerleri salonda yokken dinlenir. Her tanığın olaya ilişkin kendi saf bilgi ve görgüsü tutanağa geçirilir. 2) **Çelişkinin Tespiti:** Hakim, ayrı ayrı alınan bu ifadeleri karşılaştırır. Eğer davanın esasına ilişkin önemli noktalarda tanık beyanları arasında bir çelişki veya aykırılık tespit ederse, yüzleştirme aşamasına geçilir. 3) **Yüzleştirme:** Çelişkili beyanda bulunan tanıklar aynı anda mahkeme huzuruna alınır. Hakim, onlara beyanları arasındaki çelişkileri sorar ve bu çelişkiyi gidermeye, hangisinin doğru söylediğini anlamaya çalışır. Dolayısıyla, ayrı ayrı dinleme kuralı, yüzleştirmenin ön şartı ve hazırlığıdır. Yüzleştirme ise, ayrı ayrı dinleme sonucunda ortaya çıkan bir sorunu (çelişkiyi) çözmeye yönelik özel bir usuldür.