Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/5731 E., 2016/4926 K. sayılı kararında, 15 yaşından küçük bir çocuğun silahlı terör örgütü kamplarına götürülmesinin 'Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma' suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmıştır. Kararda, bu durumun neden 'vahim eylem' olarak kabul edilebileceği, çocuk hakları ve ceza hukuku açısından nasıl değerlendirildiği açıklanmaktadır?
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, 15 yaşından küçük bir çocuğun terör örgütü kamplarına götürülmesinin, 'Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma' suçunu oluşturabilecek bir 'vahim eylem' olarak kabul edilebileceği yönünde bir yaklaşım benimsenmiştir. Karar, bu kabulü çeşitli açılardan temellendirmiştir: 1. **Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Yükümlülükler:** Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi'nin 6, 35, 36 ve 38. maddelerine atıf yapılarak, devletlerin çocukların temel yaşama hakkını koruma, her türlü sömürüye karşı önlem alma ve özellikle 15 yaşından küçük çocukların çatışmalara doğrudan katılmasını engelleme gibi pozitif yükümlülükleri olduğu belirtilmiştir. Terör örgütlerinin bu çocukları kendi saflarına katması, uluslararası hukuk ve ulusal mevzuatta tanınan bu hakların ağır ihlali anlamına gelir. 2. **Kusurluluk ve Fiil Ehliyeti:** Ceza hukukunda yaş küçüklüğünün ceza sorumluluğunu azaltıcı bir neden olduğu ve Medeni Hukuk açısından 18 yaş altının tam fiil ehliyetine sahip olmadığı (rıza beyanının hukuki değerinin sınırlı olduğu) vurgulanmıştır. Bu bağlamda, tam olarak gelişmemiş kusurluluk yeteneğine sahip çocukların iradesinin örgüt tarafından manipüle edilmesi, onların iradesiyle dahi olsa hukuka uygun kabul edilemez. 3. **Örgütün Amacına Hizmet ve Tehlike Yaratma:** Kararda, çocukların silahlı terör örgütlerinin emrine verilip, onların 'savaşçı' olarak yetiştirilmesi ve örgütün amaçları doğrultusunda silahlı çatışmalara sürülmesi, hem kendileri için hem de başka şahıslar bakımından tehlikeli 'suç makinesi haline dönüştürülmeleri'nin, örgütün amacına (devletin birliğini bozma) yönelik elverişli ve vahim bir eylem olduğu kabul edilmiştir. Bu, örgütün insan kaynağı sağlaması ve gelecekteki terör eylemleri için 'piyon' yetiştirmesi anlamına gelir. Bu tür eylemler, devletin güvenliğine yönelik somut ve ciddi bir tehlike oluşturur. Ancak karar, mağdurun yaşının (15 yaşından küçük/büyük) suçun vasıflandırılması açısından önemine değinerek, kemik yaşı tespiti gibi ek araştırmalar yapılmasını da gerekli görmüştür. Eğer mağdur 15 yaşından büyükse ve velisi şikayetçi değilse, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun oluşmayacağı, eylemin TCK m. 314/2'deki silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu oluşturacağı belirtilmiştir.