Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/6118 E., 2017/361 K. sayılı kararında 'öz yönetim' açıklamasının ifade özgürlüğü ya da siyasi parti faaliyeti kapsamında değerlendirilmemesinin gerekçeleri nelerdir? Bu bağlamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) ilgili kararlarına atıfla açıklayınız.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 'öz yönetim' açıklamalarıyla ilgili kararında (2016/6118 E., 2017/361 K.), bu eylemin ifade özgürlüğü ya da siyasi parti faaliyeti kapsamında değerlendirilmemesinin temel gerekçeleri şunlardır: 1. **Kötüye Kullanma Yasağı (Anayasa m. 14/2, AİHS m. 17):** Karar, siyasi partilere üye olma ve siyasi faaliyette bulunma özgürlüğünün (Anayasa m. 68, AİHS m. 11), başka özgürlükler gibi, terör örgütlerince kötüye kullanılmak istenebileceğini vurgulamıştır. Anayasa m. 14/2 ve AİHS m. 17, temel hak ve hürriyetlerin, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozma, insan haklarına dayalı demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırma amacıyla kullanılamayacağını yasaklar. Bu ilke, siyasi parti faaliyetlerinin de belirli sınırlara tabi olduğunu gösterir. 2. **Terör Örgütü Bağlantısı:** Karar, 'öz yönetim' açıklamalarının PKK/KCK terör örgütünün 'KCK (Koma Civaken Kürdistan) sözleşmesi' ve 'paralel devlet yapısı oluşturma' amacına hizmet ettiğini belirtmiştir. Kent konseylerinin örgüt amaçları doğrultusunda illegal faaliyette bulunması ve bu açıklamaların terör örgütünün stratejik bir hamlesi olarak görülmesi, eylemin siyasi faaliyet kılıfı altında terörist amaçlara hizmet ettiğini ortaya koymuştur. 3. **Cebir ve Şiddetle İlişki:** Karar, bu açıklamaların ardından şehirlerde hendek kazma, barikat kurma, el yapımı patlayıcı yerleştirme, canlı bomba saldırıları gibi cebir ve şiddet içeren eylemlerin başladığını ve bu eylemlerle açıklamalar arasında bir bağ olduğunu tespit etmiştir. Eylemin bağlamı, kullanılan yöntem ve takip edilen amacın hukuk ve demokrasi kurallarına uygun olup olmadığı, terör örgütü ile amaç veya yöntem bakımından ya da yapısal bir bağlantısının bulunup bulunmadığı AİHM'in 'yazar ve diğerleri' ile 'Sadak ve diğerleri' kararlarında belirtilen ölçütler doğrultusunda değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, yasalara ve devlet otoritesine itaatsizlik çağrısı niteliğindeki 'öz yönetim' açıklamalarının, hukukun ve demokrasinin sınırlarını aşan, terör örgütünün amaçlarına yönelik faaliyetler olduğu ve dolayısıyla ifade özgürlüğü kapsamında korunamayacağı kabul edilmiştir.