Bir anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin şirket tüzel kişiliğine karşı işleyebileceği güveni kötüye kullanma suçunu, TCK m. 155/2'deki nitelikli hal bağlamında açıklayınız. Bu ilişkinin hukuki dayanağı nedir ve bu suçun dolandırıcılık suçundan farkı nasıl belirlenir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #257449

Anonim şirket yönetim kurulu üyeleri ile şirket tüzel kişiliği arasındaki hukuki ilişki, metinde belirtildiği üzere, genellikle **hizmet ve/veya vekalet sözleşmesine** dayanmaktadır (TCK m. 155 Gerekçesi). Bu ilişki gereği, yönetim kurulu üyelerine şirketin mallarını idare etme yetkisi ve sorumluluğu tevdi edilmiştir. Eğer yönetim kurulu üyeleri, bu yetkinin gereği olarak kendilerine tevdi ve teslim edilmiş şirket mal varlığı üzerinde, kendilerinin veya başkalarının yararına olarak, devir amacına aykırı (sözleşme ilişkisiyle bağdaşmayan) kasıtlı tasarruflarda bulunurlarsa, TCK m. 155/2'de düzenlenen 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' suçunu işlemiş olurlar. Zira, 'başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi' hali nitelikli bir haldir. Bu suçun dolandırıcılıktan farkı, Ceza Genel Kurulu'nun 2015/215 E., 2018/371 K. sayılı kararında da vurgulandığı gibi, **kastın oluşma anı** ve **iradenin sakatlanma biçimi**ndedir. Güveni kötüye kullanmada, malın zilyetliği şirketin özgür ve aldatılmamış iradesiyle, şirketin menfaatleri doğrultusunda yönetim kurulu üyelerine devredilir; suç işleme kastı sonradan, mal üzerinde devir amacı dışında tasarruf etme aşamasında oluşur. Dolandırıcılıkta ise hileli davranışlar menfaatin elde edilmesinden önce sergilenir ve irade baştan sakatlanmıştır. Şirket yönetimindeki sanıkların şirket mal varlığı üzerinde tevdi amacına aykırı tasarruflarda bulunmaları, sonradan bu tasarrufların ortaya çıkmaması için hileli davranışlar sergilemeleri, bu eylemi dolandırıcılığa dönüştürmez, zira hileli hareketlerin menfaat elde edilmeden önce sergilenmesi gerekir.