Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2022/295 E., 2024/10392 K. ve 2022/818 E., 2024/10406 K. sayılı kararlarında, kuyumcu olan sanığın emaneten bırakılan altınları mal edinmesi eylemi neden 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' suçunu oluşturmamış, aksine basit güveni kötüye kullanma olarak kabul edilmiştir? Kararlardaki ayrımın dayanağını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #257448

Her iki Yargıtay 11. Ceza Dairesi kararında da kuyumcu olan sanığın, müşterisi olan katılan tarafından kendisine emaneten muhafaza etmesi için teslim edilen altınları mal edinmesi eylemi incelenmiştir. Kararlarda, bu eylemin TCK m. 155/1'de düzenlenen 'basit güveni kötüye kullanma' suçunu oluşturduğu, TCK m. 155/2'deki 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' suçunu oluşturmadığı belirtilmiştir. Bu ayrımın dayanağı, kararlarda açıkça ifade edildiği üzere, **taraflar arasında bir 'hizmet ilişkisinin' bulunmamasıdır**. Her ne kadar 'kuyumculuk' bir 'meslek ve sanat' faaliyeti olsa da, kararlar, emaneten altın bırakma durumunda fail ile mağdur arasında doğrudan bir 'hizmet sözleşmesi'nden ziyade, bir 'vedia' (saklama) sözleşmesi veya basit bir güven ilişkisi bulunduğunu kabul etmiştir. Yargıtay, meslek ve sanatın gereği olarak tevdi ve teslim edilen eşya için nitelikli hal ararken, bu özel durumda aradaki ilişkinin 'hizmet' değil, 'emanet' niteliğinde olması nedeniyle nitelikli halin unsurlarının oluşmadığına hükmetmiştir. Bu durum, TCK m. 155/2'nin uygulanmasında 'ilişkinin niteliği' ve 'malın teslim amacı'nın önemini vurgular.